DÜNYANIN BİLİNEN İLK HALISI

Geçmişten günümüze kadar Türk kültüründe halı özel bir öneme sahip olmuştur. Orta Asya’da başlayıp Selçuklularla ve Osmanlı’yla birlikte kesintisiz şekilde devam ederek günümüze kadar ulaşmış ve bu halılara genel olarak Türklerin yaşam tarzını yansıtan motifler işlenmiştir.

Türk Halı sanatının kökenleri M.Ö V-IV. yüzyıllarda Hunlara dayanmaktadır. Altay Dağları’nda yapılan Pazırık Kurgan kazısında bulunan Pazırık Halısı dünyanın bilinen en eski halısı olarak da kabul edilmektedir. Altay Dağları’nın soğuk ikliminde buz tutarak iyi bir şekilde korunmuş ve günümüze kadar ulaşabilmiştir.

Pazırık Halısı Türk düğümü olarak da bilinen, ince işçilikle yapılan Gördes düğümüyle dokunmuştur.  Her bir cm2 sinde 36 Gördes Düğümü tespit edilmiştir. Toplamda 1.250.000 düğüm vardır. Bu halı ikonografik açıdan incelendiği zaman Türk halı sanatının gelişimi rahatlıkla görülebilir.

  • Öncelikle halının orta kesiminde Lotus çiçeği görülmektedir. Lotus çiçeği birçok kültürde olduğu gibi göçebe hayat yaşayan ve doğayla iç içe olan Türkler için de oldukça önemlidir. Lotus çiçeği ölüm ve yaşamın simgesi olarak kabul edilmekteydi. Aynı zamanda sadece göçebe Türkler için değil Selçuklular ve Osmanlılar’da da Lotus çiçeği örneklerine sıklıkla rastlanır.
  • Halının iç kısmında ise aslan-griffon figürleri göze çarpmaktadır. Aslan birçok uygarlıkta olduğu gibi Türklerde de gücü ve hükümdarlığı temsil etmektedir. Öyle ki bazı Türk hükümdarlarının isimlerinin aslan olduğu görülür.
  • Halının ikinci bant kısmında sağdan sola doğru yürüyen 24 adet geyik vardır. Geyik Türklerde kutsal bir hayvan olarak kabul edilmekte ve bu sebeple Türk efsanelerinde, destanlarında sıklıkla rastlanmaktadır. Çeşitli kaynaklarda Göktürklerin geyikten türediği anlatılmaktadır. Aynı zamanda halıda 24 geyik bulunması Oğuzların 24 boyunu temsil ettiği düşünülmektedir.
  • Son olarak; halının en geniş şeridinde 28 adet at ve insan figürü vardır. Bunlar Türk süvarisini temsil etmektedir. Süvarilerde; İç Asya’da soğuktan korunmak için giyilen bir tür başlığa, yine İç Asya ve Orta Asya’da giyilen çizme ve pantolona sahip oldukları görülür. Atların ise kuyruklarının bağlı olduğu göze çarpmaktadır. At kuyruklarını bağlamak veya örmek Türklerde savaş adetidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir