Mobbing Nedir?

Mobbing; psikolojik şiddet, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı verme gibi anlamlarda kullanılmaktadır. Kelimenin kökü Latince “Mobile Vulgus” sözcüğünden gelir. Mobile Vulgus ise “kararsız, kalabalık, şiddete yönelmiş” gibi anlamlar taşımaktadır.

Mobbing kavramı, çalışma yaşamında ilk olarak 1980’li yıllarda İsveçli Endüstri Psikoloğu Dr.Heinz Leymann tarafından kullanılmaya başlanmıştır. Leymann, psikolojik tacizi Bir veya birkaç kişi tarafından, bir diğer kişiye yönelik, sistematik bir biçimde, düşmanca ve ahlak dışı bir iletişim yöneltilmesi şeklinde ortaya çıkan bir çeşit psikolojik terör” olarak tanımlamaktadır. Ancak her ne kadar mobbing kavramı 1980’li yılların başında kullanılmaya başlansa da şüphesiz ki iş yaşamında mobbing hep var olmuştur.

Mobbing, iş yerinde diğer çalışanlar veya işverenler tarafından tekrarlanan saldırılar şeklinde uygulanan bir çeşit psikolojik terördür. Bu saldırının amacı genellikle mağdurları yıldırmak, pasifize etmek veya işten uzaklaştırmak ve mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar vermektir. Leymann’a göre mobbing kavramına giren davranışlar beş gruba ayrılır. Bunlar:

  • Bireyin kendisini ifade etmesini engelleyen saldırılar
  • Sosyal ilişkilere yönelik yapılan saldırılar
  • Bireyin sosyal itibarına yapılan saldırılar
  • Bireyin yaşam ve iş kalitesine karşı yapılan saldırılar
  • Doğrudan sağlığı etkileyen saldırılardır.

Yapılan bu gruplandırmaya göre psikolojik taciz olarak nitelendirilebilecek davranışlardan bazıları; mağdurun sürekli olarak sözünün kesilmesi ve konuşmasına engel olunması, yaptığı işin eleştirilmesi, kendini göstereceği işlerin yapılmasına engel olunması, özel yaşamının eleştirilmesi, herkesin önünde yüksek sesle azarlanması, iş arkadaşlarının onunla konuşmaması, mağdur hakkında asılsız söylentilerin üretilmesi, mağdurun herhangi bir özelliğinin taklidi yapılarak alay edilmesi, küçük düşürücü lakaplarla seslenilmesi, çabalarının ve başarılarının küçümsenmesi, itibarını ve kariyerini zedelemek için yeteneğinin dışında işlerin verilmesidir. Ancak bu olumsuz davranışların mobbing olarak nitelendirilebilmesi için belirli bir süreden beri devam etmesi ve sistematik olması gerekmektedir. Taciz edici davranışların “ısrarlı” ve “sistematik” olması, psikolojik tacizi diğer olumsuz davranışlardan ayıran en belirgin özelliktir. Dolayısıyla işçinin onuruna, kişiliğine yönelen tek defalık ya da nadir olarak gerçekleşen söz ya da davranışlar psikolojik taciz olarak nitelendirilemez.

Türkiye’de Psikolojik Tacizin Hukuki Boyutu

Psikolojik taciz kavramı 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre işveren, işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. Dolayısıyla işverenin çalışanlarını psikolojik tacize karşı bilgilendirmesi, çalışanların böyle bir durumla karşılaştıklarında şikayet hakkını kullanabileceği bir mekanizma geliştirmesi, iş yerinde bu konuda bir bilinç oluşturması gerekmektedir. Bu konuda Yargıtay kararlarında çalışanın çalışma yerinin sürekli olarak değiştirilmesi (Yargıtay HGK, E. 2012/1925 K. 2013/1407 ), çalışanın iş yerinde daha önce mobbinge uğradığı bölümde tekrar görevlendirilmesi (Yargıtay 9. HD, E. 2008/375; K. 2009/15531), doğum izninde olan kadın işçinin doğumdan sonra işbaşı yaptığında kendisine daha düşük ücretli bir iş önerisinin ardından kadın işçinin işten çıkarılması (Yargıtay 9.HD, E.2009/19835, K.2011/46440) psikolojik taciz olarak nitelendirilmiştir.

İşverenin Türk Borçlar Kanunu’nda sayılan yükümlülüklere aykırı davranması halinde sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabi olduğu aynı maddenin son fıkrasında belirtilmiştir. Dolayısıyla işveren, işçinin bu sebeple doğan zararlarını gidermelidir. Ayrıca işçi maddi ve manevi tazminat talep edebileceği gibi somut olaya göre ayrımcılık tazminatı da talep edebilir. Bunların dışında işçi, hiç süphesiz ki iş sözleşmesini haklı nedenle feshedebilir. Ayrıca psikolojik tacizi oluşturan eylemler Türk Ceza Kanunu bağlamında bir suç teşkil ediyorsa tacizde bulunan kişinin cezalandırılması da söz konusu olabilir.

Son olarak Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesinin iş sözleşmesi ile çalışan işçiler bakımından uygulama alanı bulacağını, devlet memuru ve diğer kamu personeli bakımından uygulama alanı bulmayacağını da vurgulamak gerekir. Zira kamu görevlilerine ilişkin düzenlemeler esas olarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda düzenlenmiş olup 657 sayılı Kanunda mobbinge ilişkin özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak mobbing kapsamına giren eylemler Devlet Memurları Kanunu’nda düzenlenen disiplin suçlarından birisini oluşturuyorsa ilgili disiplin cezalarının uygulanması söz konusu olabilecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir