Fazla Kiloların Günah Keçisi : KARBONHİDRATLAR

Karbonhidratlar Nedir?

Karbonhidratlar karbon, oksijen ve hidrojenlerden oluşan, vücuda enerji sağlayan besin ögelerinden biridir. Karbon, hidrojen ve oksijen elementlerinin sayısına, birleşme düzenine ve yararlanım durumuna göre çeşitli yapıda ve isimde karbonhidratlar mevcuttur. Aslında bunların birçoğu hepimizin lise biyolojisinden aşikar olduğu isimlerdir: glikoz + galaktoz= laktoz, maltoz, fruktoz, sükroz… Kafanızda bir şeyler canlandı değil mi? O zaman devam edelim.

Karbonhidratların Vücuttaki İşlevleri

Vücudun harcadığı enerjinin büyük bir kısmını (% 55-60) karbonhidratlar sağlar. Bir diğer deyişle eğer sağlıklı ve herhangi bir kronik hastalığı olmayan bir bireysek günlük besin alımımızın %55-60’ını karbonhidratlar sağlamalı. Zira bazı hastalıklarda bu oran değişebiliyor. Örneğin beyin dokusu enerji için sadece karbonhidrat kullanır (zorunlu durumlar hariç). Karbonhidratlar aynı zamanda antiketojeniktirler. Yani karbonhidratlar ihtiyaç duyulandan daha az miktarlarda alındığında vücutta ketonlar ve asitler oluşur. Bu moleküller ise vücut sıvılarındaki asiditeyi arttırıp kanın alkalitesini azalttığından komaya neden olabilir. Elektrolitlerin ve suyun vücutta tutulmasını sağlayıp sodyumun bağırsaklardan emilmesine de yardımcı olurlar.

Bileşik Karbonhidratlar olarak sınıflandırılan mukopolisakkaritler ve kan grubu polisakkaritleri mevcuttur. Bunlardan mukopolisakkaritler dokuların esas ögelerindendir ve dokularda proteine bağlanarak mükoproteinleri ve mukoidleri oluştururlar. Bu mukopolisakkaritlerden hiyalüronik asit eklemlerdeki kayganlığı sağlayıp  darbelere karşı direnci arttırırken heparin ise karaciğer, akciğerler, dalak, büyük arterlerin duvarları, pankreas ve kanda bulunup kanın pıhtılaşmasını önleyici bir rol oynar. Kondroitin sülfatlar dediğimiz mukopolisakkaritler ise gözde, deride, kalp kapakları ve kemik iliğinde proteinlere bağlı olarak bulunurlar. Kan grubu polisakkaritleri ise eritrositlerde, salyada, mide salgısında ve diğer salgılarda bulunup proteinlerle birlikte A, B, 0, Rh gruplarını ve eritrositlerin diğer antijenlerini oluştururlar. Böylece de kan grupları ve tipleri ortaya çıkar. Yine dirençli nişasta, nişasta olmayan polisakkaritler, oligosakkaritler ve lif gibi bileşenler bağırsakların hareketini arttırıp burada ortaya çıkan artıkların atılımına yardımcı olurlar ve eğer diyette çok az olursa bu bileşikler, bağırsakların hareketi azalıp kabızlık oluşabilir.

Karbonhidratı Tamamen Kesmek?

Yukarıda kısa ve akıl karıştırmadan karbonhidratların işlev ve görevlerinden bahsettik. Peki, İnstagram’da her kilo verenin, beslenmenin sadece %1’ini oluşturan kalori hesaplamasından haberdar olan influencerların suçlamayı en çok sevdiği besin grubu karbonhidratları neden tamamen kesiyoruz? Yahut sağlıklı beslenme, kilo verme yoluna girildiğinde neden ilk feda edilen karbonhidratlar oluyor?

Karbonhidratlardan hepimize en tanıdık gelen şüphesiz glikoz. Ve vücudumuzda bazı yapılar var ki (bunların en önemlisi beyin) çok mecbur kalmadıkça glikoz dışında enerji kaynağı kullanmıyor. Çok uzun vadeli glikoz eksikliğinde elbette yağ asitlerinin yıkımıyla elde edilen enerjiyi kullanıyor ancak yağ asitlerinin yıkımıyla ortaya çıkan keton cisimciklerinin fazla artması kan pH’ını olumsuz etkiliyor, yukarıda bahsetmiştim. Birincil enerji kaynağımız olmasının yanında, tartıda azıcık artı görünce köşe bucak kaçtığımız ekmek var ya örneğin, aslında bizler için bulunmaz bir nimet. Çünkü içeriğindeki lifler bağırsaklarımızın çalışmasına yardımcı olmasının yanında, probiyotikler dediğimiz bağırsak mikrobiyotamızdaki yararlı bakterileri de besliyor, tıpkı birçok karbonhidrat kaynaklı besin gibi. E mutlu bağırsak = Mutlu hayat.

Uzun lafın kısası, akşamları bazen fazladan yediğiniz 1 dilim ekmek, çayın yanında annenizin yaptığı o mis kokulu kek, bayıla bayıla yediğimiz tüm yiyecekler. Bunların hiçbiri fazla kilolarımızın direkt sorumlusu değil. Hiçbir besin grubu değil. Önemli olan her zaman ama her zaman porsiyon kontrolü ve vücudunuzu dinlemek.

Bir de, sizlerden son bir ricamız var. Sağlığınız en kıymetli hediyeniz ve beslenmeniz onu korumak ve güçlendirmek için en kuvvetli yöntemlerden biri. X influencerının diyeti, Y kişisinin detox suyu hiçbir zaman sizin çözümünüz olmasın. Mutlaka ama mutlaka bir diyetisyene danışın.

Sevgilerle.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir