Türk Sinema ve Dizi Sektörü Neden Gelişmiyor?

Sinema ve dizi bir ülkenin kültürünü tanıtmak için en kolay yollardan biridir. Bu yolla ülkeler diğer ülkelere kendi kültürlerini tanıtır ve  empoze eder.  Türk Sineması 1960-70’li yıllarda kısıtlı imkanlara rağmen global anlamda işler çıkardı. Ertem Eğilmez, Lütfi Akad, Metin Erksan gibi birçok usta isim harika filmler çektiler. Hatta uluslararası düzeyde ödül alan filmlerimiz bile oldu.  Bu dönemde ise arada güzel işler çıkarsak da senaryo-sinematografi-yönetmenlik olarak maalesef çok gerideyiz. Türk sinema ve dizi sektörü şu çok kısıtlı konular üzerinden gidiyor: Zengin ve kaslı patron erkek ile sakar sekreter kız, hiçbir konusu olmayan saçma youtuber filmleri ve yurt dışından  -‘uyarlama’ değil- birebir alınan konular.  Bir grup oyuncuyu değiştirip birbiriyle partner yapıyorlar ki bu da bu sektörün gelişiminin önünü kapatıyor.

Maalesef Türk sineması ve dizi sektörü son yıllarda gelişime ve yeniliklere kapalı. Yeni senaristlere, yeni yönetmenlere verilen fırsatlar ise yok denecek kadar az. Bu yüzden  yeni kuşak grubu denilen Z kuşağını yerli filmler yerine yabancı filmlere kaptırıyoruz. Bu da sinemamıza zarar veriyor ve yazmak, yönetmek ve oynamak isteyen gençlerin umutsuzluğa kapılmasına neden oluyor.

Bilet fiyatları kesinlikle çok yüksek.  Sinemaya gitmek gerek aileyle gerek arkadaşlarla gerekse yalnız vakit geçirmek isteyenler için en zevkli aktivitelerden biridir. Ama bilet fiyatlarının artması orta direk kesiminin sinemaya aydan aya gitmesine veya çok konuşulan bir film olunca gitmesine sebep oldu. Bu işi verilere dökecek olursak  2017 ve 2018’de bilet fiyatları ortalama 12 TL’yken 2019’da bu rakam 16 TL’ye çıkmıştır. Bazı yerlerde bilet fiyatlarının 20 TL’ye kadar çıktığı oluyor. Bu da gençleri Netflix gibi dijital platformlara sürüklüyor.

Gene rakamlar üzerinden gidecek olursak 2017 ve 2018’de seyirci sayısı 70 milyonun üzerindeyken 2019 yılında 59 milyona düşmüş durumda, pandeminin etkisi de böyle devam ettiği müddetçe seyirci sayısının önümüzdeki senelerde daha da düşeceği söylenebilir.

Bazı şeyler ‘bazı’ yapımcıların işine gelmiyor. Örneğin romantik bir filmden para kazanan yapımcılar ne de olsa belirli bir kitlesi var diye sürekli benzer filmleri bize izlettiriyorlar. Sırf yakışıklı/güzel diye yeteneksiz oyuncuları bize izlettiriyorlar. Bu bağlamda tabi ki konservatuarda oyunculuk eğitimi alan gençlere büyük haksızlık yapıldığı söylenmelidir.

Oturmuş bir kitlenin olması bir diğer sebep. Türkiye’de bilim kurgu ve mitolojik olarak (saçma sapan komediler hariç) yapılan film sayısı 0. Ama bence bu konuda birileri artık cesaret edip bu işlere girişmeli. Bu girişim başarısız da olsa en azından denenmiş olur ve bizler de gelecek için umutlu oluruz.

Film yatırımcı sayımız da maalesef çok az, filmlerimizin bütçesi bir türlü artmıyor. Yatırımcı açışından bakarsak filmde kullanılan kameralar, mikrofonlar kısaca ekipmanlar döviz kuru üzerinden alındığı için yatırımcıların filmden edeceği kar azalıyor bu yüzden yatırımını başka yerlere yani daha güvenli limanlara yapıyor.

Sansür meselesine de değinecek olursak Türk dizilerinde çocuklar özenmesin diye sigara ve alkolü sansürlüyorlar ama bir adamın karısını farklı farklı kadınlarla aldatması gibi bir çok konu işleniyor. Maalesef buna benzer birçok yapım ekrana geliyor ve hepsi şaşalı köşklerde çekiliyor. O dizilerin 2 bölümüne yatırılan para, neden kaliteli bir film veya tek sezonluk çekilecek olan daha iyi senaryoya sahip bir dizi senaryosuna yatırılmıyor? Bunu kendime soruyorum, ama cevabı bende değil.

Dizi süreleri çok uzun. Dizi sürelerimiz bazı filmlerden bile uzun, bu da oyuncuların ve set ekibinin performanslarının düşmesine neden oluyor. Dijital platformdaki diziler hem oyuncular hem set çalışanları hem de izleyiciler için bir avantaj oldu. Hem süreleri daha kısa hem de sansür konusunda rahatlar ve bu da konunun daha iyi işlenmesini sağlıyor.

Gene de ben umutsuz değilim, Türk sinema ve dizi sektörünün bir gün uluslararası alanda söz sahibi olacağına inanıyorum. Bunun için kendi payıma düşeni yapıp araştıracağım, okuyacağım ve yazmaya devam edeceğim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir