UYANMIŞ KİŞİ:BUDA

Bugün Asya ülkelerine gittiğinizde özellikle Hindistan, Kamboçya, Tayland ve Birmanya’da insanların duruşlarında, dillerinde, giyinişlerinde sizi selamlayan bir şey fark edersiniz. Bu sizi selamlayan giz, MÖ 4. yüzyıldan buralara gelmiş Buddha’nın insanlığa miras olarak bıraktığı öğretidir. Günümüzde Hristiyanlık ve Müslümanlıktan sonra üçüncü en büyük dini inanıştır. Buddha’nın soyu Hindistan’da soylu bir aile olan Gautamalar’a dayanır. Asıl ismi Siddhartha Gautama olan Buddha, varlıklı bir ailede doğmanın getirisi olarak çok iyi bir eğitim almıştır. Özellikle babası bu küçük çocuğun eğitimini her şeyden çok önemsemiştir. Varlık içinde yaşayan Buddha, zamanla gözünü kendisi gibi yaşayamayan ve hayatın karanlık tarafına doğmuş insanların dramına çevirir. Onların nasıl acı çektiğini ve bununla nasıl savaştıklarını incelemeye başlar ve gençlik yıllarında kendi yaşayış tarzının doğru olmadığı üzerine düşünmeye başlar. Yirmi dokuz yaşına geldiğinde günümüzde tanıdığımız Buddha’yı var eden o meşhur yolculuğa çıkar. Yedi yıl boyunca bir derviş gibi dünya nimetlerinden elini çekerek diyar diyar gezer. Bu gezilerinin birinde Buddha, bir İncir ağacının altına oturur ve belki de ilk kez hayatından kaçmak yerine sorgulamayı seçer. Onu mevcut hayatından kaçmaya iten omuzlarındaki yükün, geçmişteki yaşantısının çocuğu olduğunu hisseder. Ne kadar uzaklara kaçmış olsa da acıları ve tutkuları onu hep bir gölge gibi takip etmektedir. Ters giden şeyler önceki hayatının cezasıdır ona göre. Buddha hayatındaki acıyla başa çıkış şeklinin, sabrının ve davranışlarının ölüp tekrar dirildiğindeki hayatındaki konumunu belirleyeceği düşüncesine sıkıca bağlıdır. Bu yüzden bir sonraki hayatının güzel olması için bu dünyada acıyı kucaklar Buddha. Burada İslam’daki ahiret inancına benzetebileceğimiz bir düşünce oluşturmuştur. İslam’da tek bir hayat vardır ve bu hayatın ödülü de cezası da insan öldükten sonra ahirette kişiye sunulur. Buddha’ya göre kişinin şimdiki hayatının ahiri bir sonraki hayatıdır ve ceza da ödül de orada verilir. Kişi önceki hayatına göre bir sonraki hayatında bir tanrı, bir köpek, soylu veya köle olarak doğar. Eğer alt sınıftan biri olarak doğmuşsa yapması gereken şey yükselmeye çalışmak değil tıpkı hapse atılan bir suçlu gibi cezasının bitmesini beklemektir. Hindistan’da farklı kastlarda doğan ve adaletsizliğe maruz kalan kişilerin buna karşı çıkmak yerine kabullenmesi de bu inanca bağlanabilir. Buddha, bunu fark ettiği an ”uyanmış kişi” olmuştur. Çeşitli meditasyon yöntemleri geliştirmiş ve sık sık bilge kimselerle bir araya gelerek derin sohbetler etmiştir. Kendini düşüncesine tamamen ait hissettiği zaman ise yurttaşlarını aynı yolda yürümeye çağırmak için vaazlar vermeye başlamıştır. İlk vaazını Benares’te vermiş, inanan ilk beş kişiyi rahip yapmıştır. Buddha’nın ilkel öğretisi Buddha tarafından dört başlık altında toplanmıştır.
1- Acının Gerçeği
2- Acının Kökeninin Gerçeği
3- Acının Sona Ermesi Gerçeği
4- Acının Sona Ermesine Giden Yol Gerçeği

Hayat ağacının özü acıdır ve sevinçler geçici bir illüzyondur. Acı sonsuzluktur çünkü sonsuz tanrı yoktur. Bu yüzden acı ve günah bağışlanmadan sonraki hayatımızda bizimle beraber olmaya devam eder. Bu acının kökeni susuzluktur. Susuzluk, dünya nimetlerine doymama durumudur ve insanın tecrübesiz ve cahil olmasıyla körüklenir. Buddha’nın insanı acı çekmeye sürüklediğini düşünen “üç kökü “oluşturur. Bu üç kök tamah, kin ve yanlıştır. Bu kökler ikinci öğretinin konusudur. İyi ya da kötü her eylem (karman) karşılığını kendi içinde taşır.
Buddha’nın Benares’te seçtiği beş rahip, Buddha’nın sağlığında Sangha adında bir keşişler topluluğu oluşturmuştur. Bu topluluk sert bir disiplin ile din adamlarına eğitim verir. Din adamı olmayanlar bu keşişlerin yaşamını finanse etmek ve manevi yasaları çiğnememek şartıyla dinin dışında bırakılmazlar. Keşişler kendilerini dış görünüşü ile belli eder. Saç ve sakallarını usturayla tıraş ederler, turuncu renk bir kumaş giyerler ve çıplak ayakla gezerler. Hayatlarını dilenerek kazanırlar.

Kastı önemli olmaksızın herkes üç sığınak formülünü söyleyerek Buddha’nın topluluğuna girebilir. ”Buddha’ya sığınıyorum, öğretiye (dharma) sığınıyorum, topluluğa (sangha) sığınıyorum.” Buddha dininin ilk misyonerlik faaliyetleri MÖ 3.yüzyılda Hindistanlı İmparator Asoka döneminde ortaya çıkmıştır. Bu dönem, hem Budizm tarihi için hem Hindistan için çok önemlidir. MÖ 2. Yüzyıla gelindiğinde ise Buddhacılık öğretisinin yerel etkiler altında kalıp çeşitli okullara bölündüğü görülmektedir. Buddhacılık, bu yolculuğun sonunda iki temel eğilim etrafında toplanmıştır: Küçük taşıt (Hinayana),  büyük taşıt (Mahayana). ”Yana” ya da ”taşıt” kişiyi yaşamın debdebe dolu çalkantı (samsara) ırmağını aşarak nirvana kıyısına ulaştığı kayığı temsil eder. Kayık aynı zamanda üç formülden biri olan öğretinin (dharma) simgesidir. Buddhacılık sadece dini bir öğreti olmamış aynı zamanda sanatı ve insan altın kültürünü de etkilemiştir. Günümüzde Hindistan’da dinsel bir boyutta inanış olarak genellikle küçük adalarda ve kasabalarda karşımıza çıkar. Bunun dışında bir dinden çok Hindistan kültürünü etkileyen önemli bir öğreti olmasıyla sanat alanında kendini gösterir. Buddha, 84 yıllık uzun yaşamının sonunda MÖ 483 yılında Parinirvana’ya (bütünüyle yanıp kül olma), koşulsuz huzura kavuştu. Buddha, ”Uyanmış Kişi” sıfatıyla milyonlarca insanın önderi ve manevi kılavuzu olarak ve tarihten asla silinmeyecek bir iz bırakarak aramızdan ayrıldı.

Şule Gündoğdu

Marmara Üniversitesi İngilizce Ekonomi bölümü öğrencisiyim. C1 düzeyinde İngilizce ,B1 düzeyinde Almanca biliyorum. Sadece konuşulanı değil sessizliği de anlamayı istediğim için işaret dili öğreniyorum. Tarih , biyoloji ,edebiyat ve fitoterapi alanında çeşitli türlerde amatör yazılar yazıyorum.Kendi çapımda geleneksel ile modern olanı birleştirmeye çalıştığım şarkılar yapıyorum. Kendini başarmanın yolu seni dinleyecek ve anlayacak insanlar bulmaktan geçtiğine inandığım için yazılarımı paylaşmak ve aldığım dönütler sayesinde kendimi geliştirmek istiyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir