VEJETARYENLİK NEDİR?

Vejetaryenler eti ve hayvansal gıdaları hiç tüketmeyen veyahut sınırlı tüketen kişiler olarak tanımlanır. Her ne kadar son dönemlerde veganlık ve vejetaryenlik gerek dini gerek sağlıksal sebeplerle daha fazla tercih edilse de aslında vejetaryenlik Avrupa’da M.Ö 6. yüzyıla kadar dayanan Budizm, Hinduizm ve Jain gibi dinlerin hala sürdürdüğü bir beslenme alışkanlığı.

Ayrıca günümüzde yalnızca sağlıksal ve dini sebeplerden ötürü değil; ekolojik, ekonomik, etnik, politik, hayvan refahı, Doğu felsefelerine karşı oluşan ilgi gibi sebeplerden ötürü de vejetaryan beslenmeye büyük bir yönelim var. Peki vejetaryenlik sadece et ürünlerinin hayatımızdan çıkarılması mı tüm olay bu mu? Tabii ki hayır. Vejetaryenliğin de kendi içinde alt dalları mevcut. Bunlar:

Lakto-ovo vejetaryen diyet: Et, balık, kanatlı hayvan eti tüketilmez. Bitkisel kaynaklı gıdalar, süt ve yumurta tercih edilir.

Lakto vejetaryen diyet: Balık, kanatlı hayvan eti tüketilmez. Bitkisel kaynaklı gıdalar ve süt ürünleri tercih edilir.

Ovo-vejetaryen diyet: Et, balık, kanatlı hayvan eti ve süt tüketilmez. Bitkisel kaynaklı gıdalar ve yumurta tercih edilir.

Vegan diyeti: Hiçbir hayvansal gıda, (et, balık, kanatlı hayvan eti, süt, yumurta, bal vb.) tüketilmez. Yalnızca bitkisel kaynaklı gıdalar tercih edilir.

Semi-vejetaryen diyet: Et tüketilmez, kanatlı hayvan eti, deniz ürünleri, süt ve süt ürünleri, yumurta tüketilebilir.

Pesko-vejetaryen diyet: Et ve kanatlı hayvan eti tüketilmez. Balık süt ve süt ürünleri tüketilir.

Polo vejetaryen diyet: Bitkisel kaynaklı besinler ve kanatlı hayvan etleri tüketilir.

Frutaryen diyet: Botanik olarak meyve grubuna giren sebze ve meyvelere ek olarak kabuklu yemişler tüketilir.

E peki eksikliği oluşabilecek mineraller, besin öğeleri, vitaminler… Bunlar ne olacak, nasıl yerine konacak? Buna da en merak edilen hatta artık klişeleşmiş olan ‘’Proteinini nereden alıyorsun?’’ cümlesinin nesnesi olan protein ile başlayalım.

Proteinler bildiğiniz gibi amino asitlerden meydana geliyor ve vücudumuzun üretemediği, dışarıdan almamız gereken elzem aminoasitler var ve bu elzem amino asitlerin yer aldığı proteinlerin biyolojik değerleri yüksek. Yine bu gruptaki hayvansal proteinlerin biyoyararlılığı,  bitkisel kaynaklı proteinlere göre daha yüksek. Peki bu protein ihtiyacı nasıl karşılanıyor? Bitkisel kaynaklı besinler birlikte ve doğru kullanıldığında çok da imkansız değil aslında protein ihtiyacının karşılanması. Özellikle eksikliği sıkıntılı olan lizin proteini ihtiyacı, soya ve soya ürünleri ile karşılanabilirken mercimek, fasulye, nohut, kuruyemişler ve yağlı tohumlar, fındık, fındık ezmesi, tahıllar, pirinç, mısır gibi besinlerle ve doğru kombinasyonlarla protein ihtiyacı karşılanabilir. Ayrıca oksalatlar, fitatlar ve lifli bitkisel gıdaların kalsiyumun emilimini; çay, kahve tüketiminin demir emilimini olumsuz yönde etkilediğini unutmayın. Yine B12 vitamini, kalsiyum, D vitamini, demir, iyot, çinko, yağ asitleri gibi besin öğelerinin yeterli alımı doğru kombinasyonlarla, emilimlerini arttıran ,azaltan besin ve minerallere dikkat edilmesiyle ve gerekli takviyelerle sağlanabilir. (Doğru besin seçimleri ve sağlıklı kombinasyonlar için bir diyetisyenden ve gerekli takviyeler için bir doktordan destek ve öneri almayı unutmayın.)

Bu besin öğelerinin yetersiz alımında ise baş gösteren hastalıklar mevcut. Bu besin öğelerinin nerelerde bulundukları ve eksikliklerinde baş gösteren hastalıklar için aşağıdaki tabloyu inceleyebilirsiniz:

Besin ÖğesiBulunduğu BesinEksikliğinde Oluşan Hastalıklar
B12Sakatatlar, et, soya sütü, kahvaltılık tahıllar, ve yumurta, B12 ile takviye edilmiş gıdalar.Sinir sistemi bozuklukları, karaciğer ve böbrekte fonksiyon bozuklukları, anemi, düşük kemik yoğunluğu, depresyon
KalsiyumSüt ve süt ürünleri, tahıllar, bitkisel gıdalar, balık, yumurta, badem ve yeşil yapraklı sebzeler, takviye edilmiş soya ürünleri.Diş ve kemik rahatsızlıkları, sinir ve kas fonksiyonlarında bozukluklar, kanın pıhtılaşması sorunları
D vitaminiBalık yağı, balıklar, tahıllar, baklagiller, takviye edilmiş soya sütü, yoğurtKemik sağlığında ve gelişiminde bozukluklar, zayıf kas gelişimi,
DemirKuru fasulye, koyu yeşil yapraklı sebzeler, şeker kamışı şurubu, bulgur ve kuru erik suyu, kahvaltılık tahıllar, fasulye, mercimek, yeşil yapraklı sebzeler,Demir eksikliği sonucu halsizlik, yorgunluk, iştahsızlık, baş dönmesi, kansızlık,
İyotEt, yumurta, peynir, süt, balık, kümes hayvanları, deniz yosunu, iyotlu tuzTiroit bezinin büyümesi sonucu guatr ortaya çıkar,
ÇinkoBaklagiller, tam tahıllar, süt ürünleri, kuruyemişler, tohumlar, tofuBüyüme geriliği, boy kısalığı, üreme organlarında gelişme sorunları, kısırlık, hipogonadizm, orak hücreli anemi

Vejetaryenliğin şişmanlık, obezite, hipertansiyon, diyabet, osteoporoz, kalp hastalıkları gibi çeşitli hastalıkların gidişatında olumlu gelişmeler sağladığı görülmüş. Ancak yapılan araştırmalar ve çalışmalarda genetik, hareketlilik, yaşam stili gibi faktörler değişken olduğundan olumlu sonuçların sadece vejetaryen diyetten kaynaklandığını söylemek tamamen doğru olmayabilir.

Sonuç olarak vejetaryen bir beslenme stilini benimseyebilir ve hala sağlıklı olabilirsiniz ancak unutmayın ki yeterli ve dengeli beslenmeyip doğru yiyecek seçimleri ve kombinasyonları sağlamazsanız üstüne besin öğelerinin emilimlerini kısıtlayan bir beslenme modeli izlerseniz ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşmanız kaçınılmaz olabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir